(Simon Porte) Jacquemus'ü Sevmemin 5 Sebebi
- Eda Onay
- 9 Ara 2024
- 4 dakikada okunur

Piyasada birçok yetenekli tasarımcı var ama bunlardan biri diğerlerine kıyasla çok özel. Stoğu tükenen parçalar üretebiliyorsanız desteklenmek ve değer görmek biraz daha kolay ama önemli olan tek şey bu mu? Sanmıyorum...
Simon Porte Jacquemus ve markasının çoğu moda tutkunlarının tarafından sevildiğini muhtemelen biliyorsunuzdur. Peki neden? Sadece tükenen ürünler yaratmasından dolayı mı yoksa başka bir sebep var mı? Cevap "Evet, daha fazlası var" ve Jacquemus'un fenomen Le Chiquito çantalarından çok daha fazlası olduğunu size göstermek için kendi bakış açımdan beş sebep sayacağım. Fakat sebeplerimden önce Simon ve değerli markası hakkında kısa bir bilgi vermek istiyorum.
Simon Porte Jacquemus, 19 yaşında kendi markasını kurmuş ESMOD mezunu, 34 yaşında bir Fransız moda tasarımcısı ve Jacquemus ismi aslında aynı yaşta kaybettiği annesi Valérie'den geliyor çünkü bu onun kızlık soyadıymış. Bu yüzden, annesinin mirasının yaşamasını sağlıyor ve ailesiyle, özellikle de büyükannesiyle çok yakın bir bağları var. İkisi büyükanne-torun ilişkisinin sevimli ve mükemmel bir örneği, büyükannesi onu desteklemek için her zaman moda şovlarına geliyor ve markayı giyerek fotoğraf çektiriyor. Aileden bahsetmişken, aynı zamanda tabiri caizse ölesiye aşık olduğu kocasıyla beraber iki dünya tatlısı bebeğin de babası <3
Dediğim gibi kendisi Fransız ve Salon-de-Provence'da doğdu, Güney Fransa'daki Mallemort'ta büyüdü. Küçük bir kasabaymış ve tasarımları bana her zaman evimdeymişim gibi hissettiriyor çünkü Simon her zaman geçmişinden ilham alıyor ve tasarımlarına önceki hayatını yansıttığından emin oluyor ve vizyonunu başarıyla hayata geçiriyor. Neyse, lafı daha fazla uzatmadan, sebeplerimi sıralayayım artık...
1.Yaratıcı Kampanyalar ve Davetiyeler
Tüm yaratıcı ve dahiyane kampanyaları/fotoğraf çekimlerini ve interaktif davetiyeleri bu yazıya koymam elbette imkansız ama Simon ve ekibi, çıkardıkları her koleksiyonla pazarlama ve halkla ilişkiler oyununu zirveye taşıyor! Çantalarının otobüs/araba olarak CGI videoları mı yoksa şov için bir davetiye olarak makarna yapma seti mi? Ya da Jacquemus logosunun güneş yanığı olarak yazılması mı yoksa insan büyüklüğünde bir dikiş seti mi? Aklınıza gelebilecek her şey onlar için zaten bir pazarlama materyaliydi veya ileride kesinlikle olacak!
Bazı insanlar Coperni ve AVAVAV'ın da sürekli uyguladığı bu tür pazarlama stratejilerini beğenmiyor ve bunlara bayağı numaralar diyorlar ancak bence moda farklı bir sanat biçimi ve yaratıcı yönetmenler ve tüm ekipleri vizyonlarını mümkün olan her şekilde ifade etmeli. Elbette koleksiyonlar için en önemli şey giysilerdir ancak bir markanın onları pazarlama biçimi de onu çok daha ilgi çekici ve ilginç hale getirir. Şimdi susacağım ve aşağıdaki slayt gösterisinin gerçek konuşmayı yapmasına izin vereceğim:
2.Her Zaman Yazmış Gibi Hissettirmesi
Güney Fransa'da küçük bir kasabada büyüdüğünü daha önce söylemiştim ve bunun ana sebep olduğuna inanıyorum ama Jacquemus'tan çıkan her şey bana yaz gibi geliyor. Ben de bu sefer Türkiye'nin güneyinde bulunan Antalya'da doğup büyüdüm, bu yüzden belki de Simon'a bu kadar yakın hissetmemin sebebi budur ama tasarımları ve kampanyaları bana memleketimdeymişim gibi hissettiriyor. Editöryallerini ve kıyafetlerini/aksesuarlarını gördüğümde kendimi çok mutlu, huzurlu ve rahat hissediyorum. Ama endişelenmeyin, eğer yaz mevsiminin hayranı değilseniz, o da kış ve sonbahar sezonu için de koleksiyonlar yapıyor.
3.Simon'un Kibar ve Vefalı Birisi Olduğu Gerçeği
Tamam, bazılarınız bu maddeyi saçma bulabilir çünkü kendisi benim arkadaşım değil, keşke olsaydı ama :') , yani onun kişiliğini tamamen nasıl bilebilirim, değil mi? Elbette bilemem ama sosyal medyasından verdiği izlenimler ve Blackpink'ten Jennie, Dua Lipa, Gigi Hadid ve Kylie Jenner gibi yüzlerce model ve ünlüyle olan ilişkilerini görmek bile bana güçlü bir ipucu veriyor. Her zaman ekibine, birlikte çalıştığı ünlü (veya değil) insanlara teşekkürlerini sunup haklarını veriyor, bu yüzden çok vefalı ve sadık bir insan olduğunu düşünüyorum.
Ayrıca, egosunu mükemmel bir şekilde dengelediğini düşünüyorum, yani kazandığı tüm bu şöhret/ün ve ödüllerden sonra nazik kalmak o kadar kolay olmamalı ama kendisi bir istisna. Uzun zaman önce, bir fotoğraf çekimi veya bir mağaza için ilham kaynağı olarak bir iç mimarın mobilyalarını kullandığını anımsıyorum, tam detayları hatırlayamıyorum bu yüzden bunun yanlış bir dedikoduya dönüşmesini istemiyorum ama özür dilemiiti ve IG hikayelerinde tasarımcıya kredi verdi/kaynak gösterdi. Başka biri olsaydı, özür dilemek yerine muhtemelen iç mimarı engeller ve onu suçlardı.
Uzun lafın kısası, moda denen bu çılgın endüstriyi olabildiğince yakından takip etmeyi sevsem de, günümüzde geçmişini, kalbini ve vizyonunu tam ve dürüst bir şekilde markalarına yansıtan Simon gibi güzel ruhlara rastlayamıyoruz. Endüstride, ne yazık ki birçok kişi tarafından desteklenen ve bana iğrenç gelen birçok nankör ve sahtekâr insan var, biraz ağır oldu ama maalesef böyle... Ama Simon bana bu sektörün henüz tamamen çürümediğine dair umut veriyor. Ekibine, arkadaşlarına, ailesine ve misafirlerine ne kadar minnettar olduğunu her zaman belirtiyor ve işleriyle pozitiflik yaymaya çalışıyor. O yüzden özellikle bu nedenden ötürü onu sevmekten asla vazgeçmeyeceğim.
4.Podyum Mekanları ve Kısa Süreli (Pop-Up) Mağazalar/Butikler
Sanırım hepimiz lavanta tarlasında gerçekleşen o destansı şovu hatırlıyoruz, değil mi? Eğer hatırlamıyorsanız, hafızanızı tazelemek için aşağıdaki slayt gösterisine göz atabilirsiniz. Ben şahsen sade arka planlı sıkıcı podyum şovlarından hoşlanmıyorum ama markaları suçlayamam çünkü bunun yüksek bütçe gerektirdiğini düşünüyorum ama aynı zamanda buna kesinlikle değeceğini de düşünüyorum! Koleksiyonun tüm havasına ve temasına uyan bir atmosfer yaratmak önemli ve tabii ki müziklerin yanı sıra mekanın kendisi de bunu mümkün kılıyor! Ve evet, podyum lokasyonlarını düşündüğümüzde Jacquemus kesinlikle oyunun en iyisi, lütfen bana laf etmeyiniz...
Ayrıca, iç tasarım projeleri için kiminle çalıştıklarını bilmiyorum ama her kimse işini çok iyi yapıyor! Pop-up olsun ya da olmasın her mağaza ve butik estetik açıdan hoş ve çekici! Seyahat listemdeki maddelerden biri de yurtdışına seyahat ettiğimde herhangi bir Jacquemus mağazasını ziyaret etmek çünkü hadi canım yani, hepsi birer moda müzesi gibi, kim ziyaret etmek istemez ki?
5.Renk Paletleri
Her tasarımcının koleksiyon hazırlarken bir hikaye, tema ve bütünleyici bir vizyon panosu yarattığının farkındayım. Ve belki biraz önyargılıyım ama bu koleksiyonların çoğunun ve özellikle seçtikleri renk paletlerinin Jacquemus'ün kullandıkları kadar uyumlu ve tutarlı olduğunu düşünmüyorum. Her renk, kendisi ve ekibinin yaptığı her koleksiyonda dengeli, hiçbir görünüm diğerleriyle karşılaştırıldığında yabancılaşmıyor. Şok etkisi yaratmak için iki veya üç tane sıyrılan görünüm yaratmak elbette çok normal ve anlaşılabilir ama bence bu farklı görünümler yine de koleksiyonun genel renk paletiyle uyumlu olmalı. Bu yüzden Simon, ister canlı renkler ister yumuşak pastel renkler seçsin, bunları nasıl dengeleyeceğini her zaman biliyor!
Şimdilik (Simon Porte) Jacquemus hakkında söyleyebileceklerim bu kadar. Eğer siz de onu benim gibi seviyorsanız, bu yazımın sayesinde ikonik anlarını yeniden yaşamanın tadını çıkardığınızı umuyorum. Eğer bu yazıdan önce ondan hiç hoşlanmıyorduysanız, umarım bakış açımla fikrinizi değiştirebilmişimdir ve ona ikinci bir şans vermek istemenizi sağlayabilmişimdir :) Umarım bir sonrakinde görüşürüz sevgili Moda Meraklıları/Fashion Wonderers! O zamana kadar kendinize iyi bakın xx
Not: Bu makalede gösterilen hiçbir görüntü veya videonun sahibi biz değiliz, hepsi Jacquemus, Vogue Runway ve Culted'ın resmi Instagram hesabından alınmıştır.
Comments